EL ALETLERİMİZDEN KORKMAYIN !

Dr.Korkut ALDEMİR
Mesleğe dair hastaları izlemeye devam ediyor ilk zamanlardan bu yana aşırıyla dikkatimi çeken bir hasta tepkisi de şu oldu:
‘Hastaların, Önlerindeki / Yanlarındaki tablanın üstüne dizilen el aletlerine Korku Dolu Gözlerle Baktıkları O Anlar!’
Elbette ağız içi ve/veya çevresi hastalıklarının tedavisi için kliniklere gelen hastalar, biraz sonra karşılaşacakları tedavi zamanı ve içeriği için genellikle tedirgindirler. Üstelik pek çoğu yakınları tarafından da ürpertici pek çok hikaye dinleşmişlerdir. Komşuları, ailesinden bireyler, arkadaşları öyle korkunç hikayeler anlatmışlardır ki hastalarımız iyice gergin ve tedirgin olarak kliniğe, zoraki gelmişler, ÜNİT adını verdiğimiz hasta koltuklarına akıllarında itici şüpheler, olası kötü senaryolar varken oturmuşlardır.
O esnada doktor veya yardımcıları TABLA adını verdiğimiz, küçük tepsinin üstüne çoğunluğu sevimsiz, çelik renkte olan el aletlerini tangırdayarak bıraktıklarında hastamız artık kendisini TARANTINO (*) benzeri korku filmlerinden birisine dahil olmuş gibi hisseder. Belki hastalığına çare olunacağı ümidiyle ve mecburiyetiyle belki doktora ve aldığı randevuya olan saygısıyla oturup, korku içinde tedavi esnasında yaşayacağı işlemlerin kötü hayallerine kapılıp gider.
SONRA?
Sonrasında;
Elbette hastaya uygulanacak tedaviyi, hangi standartlarda bir kliniğe gittiğini, hangi bilgi, tecrübe ve anlayış donanımına sahip bir Diş Hekimi’ne tedavi olduğunu bilemeyiz.
Öte yandan Sonrasında çeşitli olaylar ortaya çıkabilir.
Kimi zaman Hastanın bu kötücül hayalleri gerçek olur.
Kimi zaman ise hiç beklemediği şekilde tamamen ağrısız ve acısız bir tedavi seansı geçirir.
*

İĞNE/ÇUVALDIZ

Hayatı Boyunca Sağlık Çalışanına, Doktora/Sağlık Memuruna Muhtaç Kalmamış tek bir kişi/kişilik olabilir mi?

Ordinaryus Profesör Beyin Cerrahı da olsa insan vücudu sekteye uğrar, hastalık geçirir, ‘hiç olmazsa sırtına merhem sürmesi******’ gerekebilir.


*
Değerli Arkadaşlarım…
Her Sağlık Çalışanının;
Bir Gün Bir Yerlerde Bir Sebeple
Bir Sağlık Çalışanının Eline Düşebileceğini Unutmadan Yazımın Son Paragrafını Sunuyorum.
Öncelikle sağlık sektöründe hangi branş ve yetkide hizmet verirse versin bütün sağlık hizmeti veren kıymetli arkadaşlarıma saygılarımla;
kardeşlerinden/ağabeylerinden/öğrencilerinden/hocalarından sayan her mesai dostuma hatırlatmak isterim ki*****
hastalar bizden çok korkuyor/çekiniyor.
Bizden korkmasalar bile isteyeceğimiz tetkiklerden,
Ağzımızdan Patoloji, Biyopsi, Ameliyat, Kanser, Tümör vb. kelimeler işiteceklerinden korkuyorlar.
Hangimiz korkmayız?
Kimin KANSER OLMAKTAN, AMELİYAT GEÇİRMEKTEN vb. Korkusu, Çekingenliği, Endişesi Yoktur?
Bir de kalkıp Ortalığı biz gerginleştirmeyelim.
Tedavi gibi seanslarda hastaları, EL ALETLERİNİ Önlerine Sererek, KESKİN Kelimeler kullanıp durarak, Surat asarak ve hatta azarlayarak ürkütmeyelim.
Ve değerli hastalarımız da
abartılmış hikayelere inanıp, internette olur olmaz ameliyat videolarını seyredip hem kendilerini yormasınlar hem de bizi lüzumsuz üretilmiş korkular ile esas tedavilerle ilgileneceğimize kendi kendilerine bozdukları psikolojileriyle ilgilenmemize acısınlar.
Elbette olumsuz tedaviler ile moralleri bozulmuş, doktorlara veya sağlık çalışanlarına güvenleri tamamen 

YAŞANMIŞ KÜÇÜK BİR ANI

2002-2003 Yılları

Mesleğimin ilk yıllarında, genç-cevval ve oldukça gergin/neşesiz cerrah (***) iken hastalarımdan birisinin yakını olan çok saygıdeğer, oldukça yaşlı bir hekim ağabeyimiz bana şöyle bir tavsiyede bulunmuştu:
“Çok dikkat et değerli doktorcum! Hastalar bize mutlaka endişeli, ürkmüş veya tedirgin gelir. Kliniklerimizde, muayene ettiğimiz odalarda hastaları daha da ürkütmemek lazım. Bak, Doktorcum! Ne zamandır evlâtcıklarımla tedavilere gider gider gelirim. Öyle gözümün ucundan ama dikkatle seni seyrederim. Sen çok marifetli bir doktorsun. Hangi tedaviyi ne için yaptığını da iyi biliyorsun! Ama çok öfkelisin. Ciddisin. Tavırların sert. Hastaya hastalığını söylerken bile çok korkutuyorsun,”dedi.
Gerçekten de doktorcum, evlâtcım, diye konuşur, kulakları çınlasın, Ömer Ağabey.
Buna benzer bir çok hususta, sakin bir ses tonuyla konuştu. Öyle azarlar gibi değil, eleştirir gibi değil, nasihat verir gibi değil sohbet ederek anlatıyordu. Öyle rahat ve incitmeden konuşuyordu ki arada hastam ile ilgileniyor, kolay ve rahat geçecek tedavileri yapıyordum. Arada dönüp sohbete ben de fikirlerimi ekliyordum. Ömer ağabeyinin amacı egosunu tatmin etmek/büyüklenmek vs. olmadığı gibi ben de bunlarla egomu incinmiş hissetmiyor/terslemiyor, ne söylemek istediğini çok iyi anlamaya çalışıyordum.
Çünkü Ömer Ağabey, mesleğe dair HEKİMLİK ve hatta İNSANLIK SANATI’na dair üst seviyede gözlemlerden rafine edilmiş yılların olgunluğu ile katışıksız tecrübenin zarafetine yüceltilmiş TAVSİYELER veriyordu.
KORKUTMAMAK İçin hep uğraştım. Muhakkak başaramadığım anlar zamanlar binlerce kez olmuş. Ama ben kucağıma taktığım ve buna benzer kulakta öğütler çınlatan küpeleri hiç çıkarmamaya-AZAMİ DİKKAT göstermeye kabladım.

Sonsöz

NİÇİN ÖMER AĞABEY’i Dikkatle Dinledim?
Dahiliye Uzmanlığı Mesleği’nde 40 (2002-?) Yılı devirmiş olan Uz.Dr.Ömer TOPALOĞLU beni eleştirerek, ikaz ederek, nasihat usulü ve hatta AHKAM KESEREK hiçbir şey elde etmeyecekti.
Ama benim için öyle olduğunu düşünüyorum.
Bu sohbetten elde edebileceğim çok şey vardı.
Ben; 23-24 yaşlarında yolun daha EN BAŞINDAKİ Taze kitap bilgisi olsa da son derece TECRÜBESİZ, -OKUMAKTAN, SINAVLARA GİRİŞ BEYNİ BULANMIŞ ****, mesleğini icra etmek için fütursuz hevesleri ve saçma cesaretleri olan iyi ama idealist bir hekimdim.
Ömer Ağabey o kadar harika gözlemler ile o kadar naif vurgularla ve hoş hikayelerle nasihatler veriyordu ki onu sohbetinden onu çok çok zevk alıyor ve hastalarımızla birlikte çok da yararlanmışımdır.
Vesileyle birlikte sevgi ve saygılarımı iletmek isterim.
Saygılarımla.
Dr.Korkut ALDEMİR
Bir Hekim

YILDIZLAR

* Quentin Tarantino, bir sinema yönetmeni. Burada ‘Hostel-Tarantino Filmi’ benzerinde sahneler tasavvur edilebildiğini anlatmak istemiştim.
** Burada abartılı korku hikayelerini vurgularım.
*** Hastalar kliniklerinde bir tedavi göreceklerinde, randevu aldıklarını söylediklerinde yakınlarını önce de abartılı kötü hikayeler ile korkutulmaktadır.
**** Hiç kimse ama hiç kimse üstüne alınmasın, lütfen. SADECE KENDİM ADINA KONUŞUYORUM . Ayrıca biraz da GÜLEREK-ŞAKACI Düşünerek Okumanızı tavsiye ederim.
***** EGO YOK! 🙂
****** Bir Deyim. Başka bir Hikayede anlatılmış olması.

OKUR FORMU

[everest_form id = “607”]